Malign Melanom

06-08-2016 | Kategori: Dermatoloji

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Malign melanom tüm cilt kanserlerinin sadece %4’ünü oluşturmasına rağmen, cilt kanserlerinden ölümlerin %80’ninden sorumludur.

    Melanom için en önemli risk faktörleri ailede malign melanom öyküsü, çok sayıda çil veya “ben” olması ve önceden geçirilmiş melanom öyküsüdür. Bir kez malign melanom öyküsü olan kişilerde başka yerlerde melanom görülme riski 10 kat daha fazladır ve bu risk birinci tanıdan sonraki ilk 2 yıl içinde en yüksektir. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Malign melanom tüm cilt kanserlerinin sadece %4’ünü oluşturmasına rağmen, cilt kanserlerinden ölümlerin %80’ninden sorumludur.

    Melanom için en önemli risk faktörleri ailede malign melanom öyküsü, çok sayıda çil veya “ben” olması ve önceden geçirilmiş melanom öyküsüdür. Bir kez malign melanom öyküsü olan kişilerde başka yerlerde melanom görülme riski 10 kat daha fazladır ve bu risk birinci tanıdan sonraki ilk 2 yıl içinde en yüksektir. Ticari olarak kalıtsal melanom genetik testleri bulunmakla beraber bunlar halen araştırma aşamasında olup rutin kullanımları önerilmemektedir. Bağışıklık sisteminin baskılanmış olması, genetik olarak güneşe karşı duyarlılık ve ultraviole ışınlarına maruz kalma melanom için diğer risk faktörleridir. Açık tenli, sarı veya kızıl saçlı veya mavi gözlü kişilerde daha sık görülür.

    Ultraviole ışınları ciltte genetik değişiklikler yaparlar, cildin bağışıklık sistemini baskılarlar, cildin dış tabakasını yapan keratinosit hücreleri ve cilde rengini veren melanosit hücrelerinde hasara neden olurlar. Bronzlaşma cildin kendini korumak üzere melanin pigmentini artırması sonucu görülen bir reaksiyondur. Ultraviole ışınlarına karşı oluşan pigmentasyon ve bronzlaşma reaksiyonundaki farklılıklar melanom duyarlılığını da etkiler. Açık tenli kişilerde melanin pigmenti yapımında yetersizlik vardır bu nedenle melanom riskleri daha yüksektir. Melanom aralıklı olarak yüksek doz ultraviole ışınına maruz kalan ve özellikle çocukluk çağında sık sık güneş yanıkları olan kişilerde ve bronzlaşmak için solaryum veya benzeri aletleri kullananlarda daha fazla görülür. Ultraviole ışınlarına devamlı maruz kalanlarda veya uzun süreli ama düşük dozda ultraviole ışınına maruz kalanlarda daha nadirdir.

    Bir lezyonun melanom riskini değerlendirirken ABCDE özelliklerine bakılır. A: Asymmetry-asimetri, B:Border irregularity-sınırlarının düzensiz oluşu, C:Color variation-renginin lezyonun her tarafında aynı olmaması, D: Diameter-Çapının 6 mm’den büyük olması, E: Evolving-değişiyor olması yani büyüyor, rengi değişiyor, kaşınıyor ya da kanıyor olması. En sık rastlanılan melanom tipinde lezyonlar ciltten kabarık olmayan, düz, sınırları ve renkleri düzensiz benlere benzerler. Ancak nodüler melanoma tipi ciltten kabarık olabilir.

    Yüksek riskli kişilerin örneğin aile öyküsü olanların veya vücutlarında çok sayıda ben olanların, en az yılda 1 kez uzman bir doktor tarafından görülmeleri ayrıca en az ayda 1 kez kendilerini muayene etmeleri önerilir. Melanom derinin yanı sıra bazen ağız içinde ve gözün renkli kısmında veya göz gerisinde retina bölgesinde de olabilir. Bu nedenle muayenede saçlı deri dahil tüm vücut derisinin ve tırnakların yanı sıra gözler, ağız içi gibi mukoza alanları da incelenmelidir. Ayak tabanı ve avuç içleri atlanmamalıdır. Diğerlerinden renk veya şekil olarak daha farklı görülen veya değişime uğrayan benler biopsi gerektirirler.

    Melanoma tanısı biopsi ile desteklendikten sonra o bölge cerrahi olarak çıkarılır. Ne büyüklükte çıkarılması gerektiği lezyonun kalınlığına, derinliğine göre kararlaştırılır. 4 mm’den daha kalın melanom dokusunun metastaz yapma riski daha fazladır. Melanomada tümör hücreleri primer lezyondan ayrılıp çevredeki dokuya doğru hareketlenip buradaki kan damarları ve lenf kanalları içine girerek uzak dokulara yayılır ve metastaz yaparlar.

    Yüksek riskli melanoma hastalarına örneğin primer lezyonu 4 mm’den daha kalın olan hastalara cerrahi sonrası yardımcı tedaviler önerilebilir. Bu tip tedavi yöntemlerinden olan Interferon alfa-2b uygulamasının hastanın yaşam süresini ve tüm yaşam şansını artırdığı düşünülmektedir. Ancak bu ilacın ciddi yan etkileri olduğu göz önünde bulundurularak tedavinin uygunluğu bu konuda deneyimli uzman hekimlerce kararlaştırılmalıdır. Halen deneme aşamasında olan melanoma aşıları da mevcuttur. Yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılan bu aşıların bazı çalışmalarda hastalığı ileri düzeyde olan bir grup hastanın yaşam süresini uzattığı gözlenmiştir.

    Uzak metastazı olan 4.evre melanomlarda prognoz kötüdür. Ortalama yaşam genellikle 6-10 ay arasında olup 5 yıllık yaşam %5’den daha azdır. Yeni bir takım bilimsel çalışmalar bu hastalarda tümöre karşı vücudun direncini artıran ilaçlarla tümör dokusunda küçülme gözlendiğini bildirmektedir. Bu amaçla kullanılan iki ilaç İpilimumab ve Nivolumab’tır. Temmuz 2013’de henüz ilk aşaması yayınlanan bir çalışmaya göre ise 3.cü ve 4.cü evre Melanom hastalarına (beyin metastazı olanlar hariç)İpilimumab ve Nivolumab birlikte verildiğinde tümör dokusunda daha belirgin bir gerileme olduğu gösterilmiştir. Bu sonuçların başka çalışmalarla da desteklenmesi gerekliliği açıktır yine de bu sonuçlar prognozu çok kötü olan bir hastalık için umut vericidir.

    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. TANI VEYA TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAMAZ. YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDAN ŞÜPHE EDİLDİĞİNDE DERHAL BİR DOKTORA BAŞVURULMALIDIR.

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam