Diabet - Şeker Hastalığı

15-02-2017 | Kategori: Endokrin ve Metabolik Hastalıklar / Diyabet

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Tip 2 diabet genellikle orta yaşlarda tanı konulan kompleks bir hastalık olup pankreastan insülin salgılanmasında veya insülinin organlar üzerindeki etkisine direnç oluşmasından kaynaklanır. İnsülinin karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmaları üzerine etkisi vardır. Kan şekerinde yükselme, aşırı idrar yapma, aşırı su içme, kilo kaybı, karın ağrısı, halsizlik, bazen de aşırı iştah ve bulanık görme ile kendini gösterebilir. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Tip 2 diabet genellikle orta yaşlarda tanı konulan kompleks bir hastalık olup pankreastan insülin salgılanmasında veya insülinin organlar üzerindeki etkisine direnç oluşmasından kaynaklanır. İnsülinin karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmaları üzerine etkisi vardır. Kan şekerinde yükselme, aşırı idrar yapma, aşırı su içme, kilo kaybı, karın ağrısı, halsizlik, bazen de aşırı iştah ve bulanık görme ile kendini gösterebilir.
     
    Diabet uzun dönemde çeşitli organ hasarlarına neden olur. Diabetin en önemli komplikasyonu kalp ve damar sistemi üzerinedir. Bunun yanı sıra özellikle göz, böbrekler, sinir sistemi komplikasyonları erken tanı ve yakın takip gerektirir. Diabet büyümede geriliğe ve enfeksiyonlara eğilime neden olabilir. Kontrol edilmeyen diabetik koma ile sonuçlanabilir.
     
    Diabet genel olarak 4 klinik gruba ayrılır: Tip 1 Diabet, Tip 2 Diabet, Diğer nedenlere bağlı olarak gelişen diabet ve Gestasyonel (hamilelikte görülen) diabet.
     
    Tip 1 Diabet: Diabetik hastaların %5-10’unu bu gruptadır. Pankreasta insülin salgılayan ß hücrelerinin kişinin bağışıklık sistemi tarafından yıkımı söz konusudur. Bu yıkım vücudun kendi dokularına karşı olduğu için “otoimmün” denir. Bu hastalarda Haşimato tiroidi, Çölyak hastalığı, vitiligo gibi diğer otoimmun hastalıklar da daha sık görülür. Tip 1 diabette genetik eğilimin yanı sıra tam açıklanamamış bir takım çevresel faktörler de rol oynar. Bu tip diabet daha çok çocukluk çağında görülmekle birlikte her yaş grubunda karşımıza çıkabilir. Bazen ß hücre yıkımı çok hızlı seyredip hastalığın ilk bulgusu koma olabilir.
     
    Tip 2 Diabet: Diabet hastalıklarının %90-95’ini oluşturur. Burada insülin yapımında bir azalma söz konusu olmakla beraber Tip 1’deki gibi tam yokluk söz konusu değildir, ana problem insüline olan dirençtir. Bu hastaların çoğu obez olup, obez olmayanlarda da özellikle karın bölgesindeki yağ oranında artış vardır. Ketoasidoz olarak bilinen diabet koması bu tipte nadiren görülür. İnsülin direnci kilo verilmesi ile azalır. Tip 2 diabette. tanı öncesi dönemde (prediabet) genellikle kan şekerinde hafif bir artış, insülin direnci ve insülin salgılanmasında düşüş olur. Prediabet döneminde alınacak bazı önlemler, diabet riskini 3 yıl içinde yaklaşık %50 azaltır.
     
    Diabetin bazı formları genetik geçiş gösterir. MODY (Maturity Onset Diabetes of the Young) olarak bilinen form otozomal dominant geçer ve insülin salgılanmasında genetik olarak bir bozukluğa neden olur. Kistik fibroz gibi bazı hastalıklar veya bazı ilaçlar da diabet oluşumuna yol açabilirler.
     
    Tüm gebelerin yaklaşık %7’sinde hamilelik diabeti (gestasyonel diabet) bulunur. Bunların bir kısmı doğumdan sonra düzelirken bir kısmı devam eder. Hem anne hem de bebek için risk oluşturur. Daha önceden diabet tanısı almamış tüm hamile kadınların hamileliğin 24-28. haftalarında glükoz yükleme testi yaptırmaları önerilir. Gestasyonel diabet tanısı alan kadınların bir kısmında hamilelikten önce de tanı almamış diabet olması riski bulunduğundan tüm gestasyonel diabetlililerin doğum sonrası 6-12.ci haftalarda yeniden glükoz yükleme testi yaptırmaları önerilir. Gestasyonel diabetli kadınlarda ileride diabet gelişme riski daha fazladır.
     
     
    Tanı

    Amerikan Diabet Derneği (ADA) 45 yaştan itibaren en az 3 yılda bir olmak üzere kişilerin diabet yönünden taranmasını önerir. Bunun yanı sıra eğer Vücut Kitle İndeksi (VKI) 25 veya üstü olması ya da ailede diabet öyküsü, hamilelik diabeti, 4 kilo üstünde çocuk doğurmuş olmak, polikistik over, 140/90 veya üstünde kan basıncı, HDL kolesterolün 35 mg/dl veya altında olması, trigliserid düzeyinin 250 mg/dl veya üstünde olması, kalp hastalığı gibi risk faktörleri olanlarda diabet tarama testleri daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılmalıdır.
     
    Diabet tanısı için:
    ●Açlık kan şekerinin 126 mg/dl veya üstünde

veya

    ●Glüko Hemoglobin (A1C) denilen ve kan şekerinin son 3 aydaki ortalama yüksekliğini gösteren testin%6.5 veya üstünde olması (A1C %6= kan şekeri 126 mg/dl, A1C %7=154 mg/dl, A1C %9=212 mg/dl, A1C % 12= 298 mg/dl),

veya

    ●Glükoz yükleme testinin (OGTT) 2. ci saatinde kan şekerinin 200 mg/dl veya üstüne olması

veya
    ●Hiperglisemi bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda yapılan kan şekeri testinin 200 mg/dl ya da üstünde olması gereklidir.
     
    Açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arası, A1C’nin ise %5.7-6.4 arası olması, OGTT 2.ci saat değerinin 140-199 mg/dl arası veya açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl olması prediabet kabul edilir. Prediabette yaşam tarzı değişiklikleri (düşük kalorili diyet, egzersiz gibi) önerilir ve testler tekrarlanır. Tekrar testlerinde kan şekeri düzelmişse açlık kan şekeri ve/veya A1C , 1 yıl sonra tekrarlanır. Açlık kan şekeri aynı kalmışsa testler 6 ay sonra tekrarlanır, test sonuçlarında bozulma varsa Metformin gibi şeker düşürücü ilaçların doktor kontrolünde başlanması düşünülebilir.
     
     
    Takip ve Tedavi:
     
    Kan şekerinin takibi: İnsülin enjeksiyonu yapan veya insülin pompası kullanan kişilerin günde birkaç kez kan glukoz düzeylerine bakmaları gereklidir. Kan glükoz düzeyleri stabil giden hastalarda en az yılda iki kez A1C bakılması önerilir. Eğer tedavide değişiklik yapılmışsa veya glükoz düzeyleri stabil değilse bu testin yılda 4 kez yapılması gereklidir.

 A1C’nin %7 civarı veya altında tutulması diabet komplikasyon riskini azaltır, bu nedenle A1C için hedef %7’nin altıdır. Diabet tanısı almış erişkinlerde parmak ucu kan glukoz düzeyleri ideal olarak, yemek öncesi 70-130 mg/dl, yemek sonrası (yemek başlangıcından 1-2 saat sonra) ise 180 mg/dl altında olmalıdır. Gestasyonel diabeti olan kadınlarda ise yemek öncesi parmak ucu glukoz ölçümü 95 mg/dl veya altında, yemekten 1 saat sonra 140 mg/dl veya altında, yemekten 2 saat sonra ise 120 mg/dl veya altında olmalıdır.
     
    Tip1 Diabet Tedavisi: Günde 3-4 doz halinde verilen ve kan glükoz düzeyine bakılarak dozu ayarlanan insülin enjeksiyonları Tip 1 Diabetin tedavisinde büyük önem taşır. Bunlar kısa veya uzun etkili olabilir ve hastanın ihtiyacına göre bu ikisinin birleşimi doktor kontrolünde ayarlanır.
     
    Multiple insülin enjeksiyonları verilirken A1C tüm gayretlere rağmen yüksekse ve kan şekerini ayarlamaya çalışırken hipoglisemi (kan şekerinde aşırı düşme)oluyorsa ya da küçük çocuklarda  enjeksiyon uygulama güçlüğü varsa, hamilelerde 1.ci trimesterde  veya hamileliğin planlandığı dönemde kan glükozunu ayarlamakta güçlük varsa insülin pompası düşünülebilir. İnsülin pompasında taşınabilir pompa ince bir kateterle deri altı yağ dokusuna devamlı olarak insülin verir. Ayrıca hastanın ihtiyacına göre, yemek zamanları kendisine bolus dozda insülin vermesine olanak tanır.
     
    İdeal A1C ve kan glükoz düzeylerine erişmek için gerekli dozlar bazı hastalarda kan şekerinin aşırı düşmesine neden olarak hipoglisemiye yol açar. Bu hastalarda insülin analogları kullanılabilir. Bunlar vücutta insülin etkisini taklit eden kimyasal olarak yapılmış, insülin benzeri maddelerdir.  İnsülin analoglarına örnek olarak Lispro, Aspart ve Glargine verilebilir.
     
    Pankreatik hücre transplantasyonu özellikle sık hipoglisemisi olan hastalarda düşünülebilir. Diabete bağlı böbrek yetmezliği gelişmiş kişilerde pankreas-böbrek transplantasyonu gerekebilir. Ancak bağışlanmış organ bulmadaki güçlükler, transplant sonrası bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanma zorunluluğu ve ilk başta diabete yol açan otoimmunitenin tekrarlaması gibi nedenler transplantı sınırlayıcı etkenlerdir.
     
    Tip 2 Diabet Tedavisi:  İnsülin duyarlılığını artıran ilaçlar arasında Metformin (Glucophage) ve Thiazolidinedione grupları (pioglitazone-Actos ve rosiglitazone-Avandia) sayılabilir. Metformin , karaciğerden glükoz yapımını azaltır. Özellikle yüksek dozlarda bir takım mide-barsak şikayetlerine yol açabilir. Thiazolidinedione grubu ise hem karaciğerden glükoz yapımını azaltır hem de dokuların insüline olan duyarlılığını artırır. Kalp yetmezliği, kalp krizi  gibi yan etkiler kullanımlarını kısıtlamıştır. Bazı ilaçlar insülin salınımını uyarırlar. Bunlar arasında Sülfanilüre (Glyburide-Diabeta, Glipizide-Glucotrol, glicliazide-Diamicron, Glimepiride-Amaryl), Meglitinide (Nateglinide-Starlix, Repaglinide-Prandin) grubu ilaçlar sayılabilir. Ağızdan alınan diğer ilaçlar arasında Dipeptidyl Peptidase IV ( DPP-IV) inhibitörleri,  Alpha-glucosinide inhibitörleri, safra asiti bağlayıcıları, D2 dopamin reseptör agonistleri sayılabilir. Ancak bu ilaçların bir kısmının uzun dönem yan etkileri bilinmemektedir. Enjeksiyonla verilen GLP-1 reseptör agonistleri de insülin salınımını artırır ancak fiyatları yüksektir ve uzun dönem yan etkileri bilinmemektedir.  İnsülin enjeksiyonları da Tip 2 diabette bazen kullanılabilir.
     
    İlaç tedavisinin yanı sıra diabet tedavisinin önemli bir parçasını kilo kontrolü ve egzersiz oluşturur. American Diabetes Association  lifli gıdalardan (her 1000 kaloride 14 gm lifli gıda olmalıdır), tahıldan ve baklagillerden zengin, doymuş yağ oranının düşük olduğu, kalori alımının kısıtlı olduğu  diyetleri  önerir. Egzersiz açısından erişkin hastalar haftada en az 150 dakikalık aerobik egzersizleri yapmalıdırlar.
     
    Diabetli kişilerin bu hastalığın olası komplikasyonları açısından yakın takipleri gereklidir. Bu hastalara düzenli fizik muayene, kan basıncı ölçümü, tiroid muayenesi, cilt muayenesi, dolaşım bozukluğu açıcısından ayak muayenesi, göz muayenesi, ağız ve diş sağlığı açısından muayene ve gerekli görülürse psikolojik muayene önerilir.
     
    Vücut kitle indeksi 35 kg/m2’nin üstündeki diabetli kişiler için mide küçültücü operasyonlar düşünülebilir.
     
    6 ay ve üstündeki her yaştaki diabetli hastaya yıllık influenza (grip) aşısı önerilir. 2 yaş ve üstündekilere ise pnömokok aşısı yapılmalıdır. Hepatit B aşısı da daha önceden yapılmamış ise yapılmalıdır.

     KAN ŞEKERİ UYGULAMASINI HEMEN İNDİR  KAN ŞEKERİ UYGULAMASINI HEMEN İNDİR

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam