Ebola Virüs Enfeksiyonları

15-08-2017 | Kategori: Enfeksiyon Hastalıkları

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    10 Mart 2014’de Gine sağlık bakanlığına nedeni bilinmeyen ateş, şiddetli ishal, kusma ve yüksek ölüm hızı ile seyreden bir hastalıkla ilgili raporlar gelmeye başlamıştır. Hastalığın görüldüğü bölgelere gönderilen sağlık ekipleri hastalardan aldıkları kan örneklerini Fransa ve Almanya’daki özel laboratuvarlara göndermişler ve hastalığın Ebola virüsüne bağlı olduğunu göstermişlerdir. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    10 Mart 2014’de Gine sağlık bakanlığına nedeni bilinmeyen ateş, şiddetli ishal, kusma ve yüksek ölüm hızı ile seyreden bir hastalıkla ilgili raporlar gelmeye başlamıştır. Hastalığın görüldüğü bölgelere gönderilen sağlık ekipleri hastalardan aldıkları kan örneklerini Fransa ve Almanya’daki özel laboratuvarlara göndermişler ve hastalığın Ebola virüsüne bağlı olduğunu göstermişlerdir. Daha sonra aynı virüsle enfekte olmuş hastalar Liberya, Sierra Leone, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti-DRC, Kongo Cumhuriyeti-ROC, Gabon, Güney Sudan, Fildişi Sahilleri, Uganda ve Güney Afrika’da  da bildirilmiştir.
     
     Ebola virüs hastalığı ilk kez 1976 yılında Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde eş zamanlı olarak salgın hastalık şeklinde ortaya çıkmıştır. Hastalığın Kongo’daki başlangıç bölgesi Ebola nehri yanında olduğundan bu isim verilmiştir. Ebola virüs Filoviridae ailesine ait bir RNA virüsüdür. Bu aileye ait 3 üyeden biri olup kendisinin de 5 farklı tipi mevcuttur.  Farklı tipleri insanlarda benzer semptomlara neden olmakla birlikte ölüm oranları  tiplerine göre %30-90 arasında değişir (son günlerde Batı Afrika’da görülen Ebola virüsü Zaire ebola virüsü olup ölüm oranı %70-90 arasındadır. Dünyanın en öldürücü hastalıklarından birisidir).
     
    Ebola virüslerine bağlı salgın hastalıklara çoğunlukla Orta ve Batı Afrikanın köylerinde rastlanmaktadır. Ebola insanlara hasta bir vahşi hayvanın (yarasalar, bazı türleri için maymunlar ve domuzlar) kanı, salgıları veya organları ile temas sonrası bulaşır. Genellikle önce tek bir kişiye geçip oradan da insandan insana yayılarak salgınlara neden olur. İnsandan insana yayılım yine hasta kişinin kanı, vücut salgıları veya enfekte olmuş dokuları ile direk temas ile gerçekleşir. Son zamanlarda görülen hastalığın ilk olarak 6 Aralık 2013’de 2 yaşında hastalanıp ölen bir çocukta başladığı düşünülmektedir. Bir sağlık çalışanının Şubat 2014’de farkında olmadan hastalığı Gine’nin çeşitli bölgelerine yaydığı  buradan da diğer bölgelere ve ülkelere yayıldığı düşünülmektedir.
     
    Ebola virüs hastalığı ani başlayan bir viral enfeksiyon gibi kendini gösterir.  Yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, aşırı halsizlik, baş ve boğaz ağrısı yapar. Daha sonraları iştahsızlık, kusma, karın ağrısı, ishal, vücutta döküntü, gözlerde kızarıklık, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalar, göğüs ağrısı ve nefes darlığı görülebilir. Bazen iç ve dış kanamalara yol açabilir.  Hastalığın kuluçka dönemi yani virüsün alınmasından sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması arasında geçen dönem 2 ila 21 gündür. Ebola virüsü almış ancak iyileşmiş erkek hastalar hastalık bulguları düzeldikten sonra 7 haftaya kadar virüsü semenleri ile partnerlerine geçirebilirler.
     
    Tanı konulmadan önce benzer semptomlar yapan sıtma, hepatit, kolera gibi hastalıklar ekarte edilmelidir. Ebola virüs enfeksiyonu tanısı çeşitli laboratuvar testleri ile konulabilir. Bunlar arasında ELISA testi, virüsün varlığının gösterilmesi esasına dayanan RT-PCR testi veya virüsün elektron mikroskop ile görülmesi, virüsün kültürde üretilmesi gibi yöntemler sayılabilir (bunlar dışında antijen araştırması , serum nötralizasyon testleri de kullanılabilir). Bu testlerden hangilerinin kullanılacağı hastalığın evresine bağlıdır.  Laboratuvarda kandaki beyaz kürelerde düşme, pıhtılaşmayı sağlayan trombosit sayısında düşme ve karaciğer enzimlerinde hasara bağlı yükselmeler görülebilir.
     
    Tedavi sadece genel durumu düzeltmeye yönelik destekleyici yoğun bakım tedavisi olup ebola virüsüne karşı geliştirilmiş özel bir koruyucu ilaç ya da aşı bulunmamaktadır. Hastalara serum ile sıvı ve elektrolit desteği, oksijen desteği, kan basıncını düzenlemeye yönelik tedavi ve varsa ikincil enfeksiyonların önlenmesine yönelik tedaviler uygulanır. Yeni bazı ilaç tedavileri henüz araştırma aşamasında olup bugüne kadar insanlarda denenmemişti, ancak çok ağır hasta olan çok az sayıdaki kişiye bu son salgında kullanılan bazı deneysel ilaçlarla umut verici sonuçlar alınmıştır ancak bunların işe yaradığını söylemek için çok erken olup çalışmaların tamamlanması beklenmelidir. Ebola virüsü aşısı için de denemelerin önümüzdeki  aylarda başlaması planlanmaktadır.
     
    Genel halk sağlığı tedbiri olarak ölmüş olan vahşi hayvanların dokularına eldivensiz dokunulmamalı, bunların çiğ etleri yenmemelidir. Ebola virüsü olduğu düşünülen hasta kişilerle direk temastan kaçınılmalı, bu hastaların bakımı esnasında mutlaka eldiven ve koruyucu kıyafetler giyilmelidir. Hastaya bir metreden daha fazla yaklaşacak kişiler özel koruyucu maskeler, uzun kollu vücudu tam kapatan hastane önlükleri ve eldivenleri giymelidir. Bu hastaların bakımı esnasında ve sonrasında eller özenle yıkanmalıdır. Hasta kişinin kan ve salgıları virüs içerdikçe bulaştırıcılığı sürer.
     
     
    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. TANI VEYA TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAMAZ.  YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDAN ŞÜPHE EDİLDİĞİNDE DERHAL BİR DOKTORA BAŞVURULMALIDIR

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam