Pandemi İlan Edilen Corona Virüsün Matematiği

07-04-2020 | Kategori: Enfeksiyon Hastalıkları

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth



    Dünya Sağlık Örgütünün pandemi ilan ettiği Covid19 salgınının etkileri geniş çapta sürmeye devam ediyor. Tüm dünya ülkeleri gerek sağlık kapasitelerini, gerek ekonomik kapasitelerini zorlayarak salgının önünü kesmeye çalışıyor. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!


    Dünya Sağlık Örgütünün pandemi ilan ettiği Covid19 salgınının etkileri geniş çapta sürmeye devam ediyor. Tüm dünya ülkeleri gerek sağlık kapasitelerini, gerek ekonomik kapasitelerini zorlayarak salgının önünü kesmeye çalışıyor. Burada önemli sorulardan biri bir pandemi nasıl sona erdirilir? Bu sorunun cevabını kısmen Çin’in verdiği düşünebilir ancak geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütünün Batı Pasifik Bölgesinden Sorumlu Direktörü Takeshi Kasai, Çin’de bu salgının tamamen bittiğini, artık yeni vaka görülmeyeceğini düşünmenin yanlış olacağını vurguluyor. Takeshi Kasai, pandemi süresince sıkı izolasyon ve koruyucu önlemleri bırakmak yani yeniden temas halinde olmak, bulaş riskini tekrar ortaya koyduğuna dikkat çekiyor. 




    Peki bir pandeminin sona erdirilmesi için kriterler nelerdir?
    1. Toplumun büyük bir kısmının bu hastalığı geçirip, koruyucu antikor oluşturması,
    2. Aşı ve koruyucu ilaç geliştirilerek nüfusun hastalığa karşı korunmasının sağlanması,
    3. Etken olan virüsün enfeksiyöz (bulaştırıcılık) ve patojenitesi (hastalık yapıcılığı) azalma olması.

    Bu kriterlere baktığımızda henüz ilk ikisinin söz konusu olmadığını görüyoruz. Bulaştırıcılığın azalması ve hastalık yapıcı etkenler için yorum yapmak için ise henüz erken olduğunu söylemek mümkün.

    Enfeksiyon uzmanları hala virüse karşı etkin korunma yöntemlerini; erken tanı ve tedavi, sosyal izolasyon, maske ve eldiven gibi koruyucu ekipman kullanımı, el yıkama sıklığının artırılması, market alışverişi, asansör kullanımı gibi dış temasa açık alanlara karşı ekstra hijyen kurallarına özen gösterilmesi olduğuna dikkat çekiyor. Burada daha önce Dünya Sağlık örgütünün vurguladığı sadece hasta bireylerin maske takması gerekliliği konusundaki yaklaşımında değiştiğini vurgulamalıyız. Artık tüm toplumlarda yaygın kabul gören yaklaşım izole kalamıyorsanız, dışarı da özellikle toplu taşım ve iş yerlerinde maske kullanmanız yönünde.

    Türkiye’de erken tanı konusunda test sayısının yetersizliği oldukça tartışma yaratmıştı. Her geçen gün test sayısında artış olduğunu görebiliyoruz ancak testlerin güvenilirliği ve hata payları da tartışmaların hedefinde. Türkiye’de bir diğer tartışma yaratan konu ise hala sokağa çıkma yasağı ilan edilmemesi olurken, hükümetin bazı önlemleri de aldığını belirtmeliyiz. 65 yaş üzeri bireylerin sokağa çıkma yasağının ardından, 20 yaş altı bireylerin de (yani özellikle taşıyıcı grubun) sokağa çıkması yasaklanırken, 30 büyük ilde de şehirler arası ulaşım gerek toplu taşım (otobüs vs.) gerek kişisel araçla kısıtlandı. Bu önlemlerle salgının yayılımın hızının biraz düşebileceğini düşünebiliriz ancak bunların ne yazık ki kısmi önlemler olduğu da unutulmamalıdır.

    Türkiye’nin son dönem verileri diğer ülkelerle kıyaslandığında salgının artış hızına bakarak uzmanlar bizdeki süreci İspanya’nın yayılım eğrisine yakın bulduklarını belirtiyor. Ancak ölüm oranlarına bakıldığında ise hasta başına düşen ventilatörlü yatak kapasitemizin daha yüksek olması ve yaşlı nüfusun daha az olması nedeniyle ölüm oranlarımız şu an için daha az görünmekte. 

    Salgın bir hastalıkla baş etmekte ki en büyük güçlüklerden biri de salgının süresi. İnsanların işlerini evlerinden yürütmesi, kimi insanların işsiz kalması ya da kalabilirim korkusu, çocuklu ailelerin bu süreçlerle baş etmesi, kronik rahatsızlıkları olan bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi, toplumda hastalığın yaygınlaşması ile işe gitmek zorunda kalan bireylerin yaşadığı panik, hastanelerde salgına yakalanan bireylere yer bulmada zorlukların başlaması ile hasta ve hasta yakınları ile sağlık çalışanları arasında yaşanabilecek gerilimler ve en önemlisi de bu süreçte sağlık çalışanlarını korumaya yönelik herhangi bir yasanın olmayışı gibi bir çok konu başlığı sorun teşkil etmektedir.

    Bu sürece devlet yönetiminin öngörülü davranıp vatandaşlarını uzun vade de evlerinde kalabilmeleri için gerek ekonomik gerek sosyal imkanlarla desteklemeli ve en önemlisi de bu süreçte kendi sağlıklarını riske atan tüm sağlık çalışanları için koruyucu yasal düzenlemelere gitmelidir.

    Aşağıdaki tablo da Türkiye’de Sağlık Bakanlığının duyurduğu toplam vaka ve toplam vefat sayılarını görmeniz mümkün. 

     
    Tarih Vaka Sayısı Toplam Vefat Sayısı
    10.3.2020 1 0
    13.3.2020 5 0
    14.3.2020 6 0
    15.3.2020 18 0
    16.3.2020 47 0
    17.3.2020 98 1
    18.3.2020 191 2
    19.3.2020 359 4
    20.3.2020 670 9
    21.3.2020 947 21
    22.3.2020 1236 30
    23.3.2020 1529 37
    24.3.2020 1872 44
    25.3.2020 2433 59
    26.3.2020 3629 75
    27.3.2020 5698 92
    28.3.2020 7402 108
    29.3.2020 9217 131
    30.3.2020 10.827 168
    31.3.2020 13.531 214
    1.4.2020 15.679 277
    4.4.2020 23.934 501
    6.4.2020 30.217 649


    Peki basit bir hesap yapalım mı?

    Tüm bu bilgiler ışığında; enfeksiyon uzmanlarının öngörüsü bu hastalığı toplumun yaklaşık %40 ile %70’nin geçireceği, yani 83 milyon nüfuslu ülkemizde en az 32 milyon kişinin enfekte olacağı, bu hasta grubunun %80’inin 1.basamak tedavilerle ya da hafif semptomlarla, hatta bir kısmının da semptomsuz bu hastalığı atlatacağı yönünde. Bu durumda geriye kalan bireylerin en azından %20'sinin (en az 6.4 milyon insan) yoğun bakım ihtiyacı olabilecek bireyler olacağı öngörülüyor. Türkiye’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yoğun bakım yatak kapasitemizi kamu ve özel sektörün birlikte hizmet vereceği 13 bin 211’i ileri düzeyde olmak üzere toplam 25 bin 466 erişkin yoğun bakım kapasitesinin söz konusu olduğunu açıklamıştı. Buradaki matematik oldukça basit.

    6.4 milyon insana düşen 25.466 yatak kapasitesi varken sokağa çıkmak ve sosyal izolasyona uymamak sadece kendi sağlığınız için değil, ülkenin sağlık sistemini korumak için de elzemdir. Bir şekilde toplumun %20’sinin bu süreçten geçeceği öngörülmektedir Ancak burada amaç bunu zamana yayabilmek ve sağlık sistemine aşırı yüklenilmesini önleyebilmektir. İtalya ve İspanya gibi ülkelerde vaka sayılarının  kontrolden çıkmasının en önemli nedeni, bu ülkelerdeki yatak kapasitenin çok üzerinde, enfekte olmuş bireylerin sisteme yığılmasıdır. Bu süreçte tüm toplumların sağlık sistemini, kendini ve yakınlarını korumaya yönelik bir bilinçle davranması, o toplumun geleceğini biçimlendireceği unutulmamalıdır.

    Sağlıkla kalın, mümkünse evinizde kalın…

    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. TANI VEYA TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAMAZ. YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDAN ŞÜPHE EDİLDİĞİNDE DERHAL BİR DOKTORA BAŞVURULMALIDIR. 

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam