Akciğer Kanseri

02-02-2018 | Kategori: Göğüs Hastalıkları / Kanser

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Akciğer dokusundaki hücrelerden kaynaklanan kanser tipine akciğer kanseri denir. Akciğer kanseri özellikle gelişmiş ülkelerde kadın ve erkeklerde kanserden ölüm nedenleri arasında en önde gelenidir. En sık 45-70 yaşları arasında görülür.
     
    Akciğer kanseri tipi genel olarak 2 gruba ayrılır:


     
    1. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Akciğer dokusundaki hücrelerden kaynaklanan kanser tipine akciğer kanseri denir. Akciğer kanseri özellikle gelişmiş ülkelerde kadın ve erkeklerde kanserden ölüm nedenleri arasında en önde gelenidir. En sık 45-70 yaşları arasında görülür.
     
    Akciğer kanseri tipi genel olarak 2 gruba ayrılır:


     
    1. Küçük hücreli olmayan (Non-small cell) akciğer kanseri: Tüm akciğer kanserlerinin %85 kadarı bu gruptadır. Genellikle küçük hücreli tipten daha yavaş büyür ancak yaklaşık %40 hastada tanı anında tümör yayılmıştır.
     
    2. Küçük hücreli (small cell) akciğer kanseri: Tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %15’ini oluşturur ve daha hızla yayılma eğilimindedir. Tanı anında yaklaşık %60 hastada akciğer dışına metastaz söz konusudur.
     
    2011 yılında uluslararası kanser komiteleri tarafından tümör patolojisinin biopsi materyallerinde daha detaylı incelenmesi sonucu yeni bir sınıflama önerilmiştir. Buna göre akciğer kanserleri şu şekilde sınıflandırılmalıdır:
    • Preinvaziv lezyonlar (atipik adenomatöz hiperplazi,
adenokarsinom in-situ)
    • Minimal invazive adenokarsinom
    • İnvaziv adenokarsinom
    • İnvaziv adenokarsinom varyantları
     
    Patolojik sınıflamanın önemi tedavinin düzenlenmesi kadar prognoz hakkında da fikir vermesindedir. Örneğin, karsinom in-situ’da tümör büyüklüğü 3 cm veya altında olup akciğerde, yayılımı olmayan tek bir odak bulunur. Bu tümörlerin total çıkarılması ile kür şansı %100 civarındadır. İnvaziv adenokarsinom tiplerinden olan papiller predominant adenokarsinom ise erken tanı alsa bile yayılma eğilimi çok yüksek olduğundan kötü prognoza sahiptir.
     
    Tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %85’inde neden sigaradır. Tüm sigara içenlerin yaklaşık %10’unda akciğer kanseri gelişir. İçilen sigara miktarı ve süresi ile risk doğrudan artış gösterir. Sigara içmeyi bırakanlarda risk düşer ama her zaman için hiç sigara içmemiş olanlardan daha yüksektir. Son yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde sigara içiminde azalmayı takiben akciğer kanseri oranlarında da düşüş olmuştur, buna karşın sigara içmenin popülerlik kazandığı Çin’de, kanser insidansı artmaya devam etmektedir. Kadınlar arasında sigara içenlerde kansere yakalanma riski, sigara içen erkeklere oranla daha fazladır, hiç sigara içmemiş kadınlarda akciğer kanseri görülme riski de hiç sigara içmemiş erkeklerden daha fazladır. Kadınların sigaradaki karsinojenlere daha duyarlı olup olmadıkları henüz tam olarak aydınlanmamıştır.
     
    Akciğer kanseri tanısı alanların yaklaşık %15’i sigara içmeyenlerdir. Ömür boyu toplam 100’den az sigara içmiş olanlar sigara içmeyenler grubundadır. Bu tip kanser daha çok kadınlarda görülmektedir. Bu kişilerde Epidermal Growth Factor Receptor Gene (EGFR) denilen genetik bir mutasyon bulunabilir. Genetik olarak kansere eğilimi olan kişilerde ev ortamında radon gazına maruz kalmanın riski artırdığı düşünülmektedir. Radon, radyoaktif bir gazdır. Uraniumun parçalanması sonucu toprağa geçer. Hemen her tip toprakta bulunur. Temeldeki çatlaklardan evlere girer. Radon için bildirilen sınır 148 Bq/m olup bunun üstündeki miktarlara maruz kalan kişilerde kanser riski %34 daha fazladır. Hava kirliliğinin de akciğer kanseri gelişiminde rol oynadığı düşünülmektedir. Bunun dışında ikinci el sigaraya maruz kalma, asbestos gibi diğer karsinojenler de riski artırır. Ebeveynleri sigara içen çocukların %90’ının idrarlarında sigara metabolitlerine rastlanmıştır. Çocuklukta ikinci el sigaraya maruz kalanların ileride akciğer kanserine yakalanma riskleri 3.6 kat daha fazladır. Nadiren, tüberküloz gibi nedenlerle akciğerlerde hasarı olan kişilerde de akciğer kanseri gelişebilir. Bazı çalışmalarda diabetin de akciğer kanseri için risk oluşturduğu öne sürülmüştür.
     
     
    Semptomlar
     
    Akciğer kanseri bulguları kanserin tipine ve yerleşim yerine göre değişir. En sık rastlanılan semptom inatçı öksürüktür. Bazı kişilerde kanlı balgam olabilir. Bazen kilo kaybı, iştahsızlık, yorgunluk, göğüs ağrısı gibi spesifik olmayan yakınmalara rastlanır. Akciğer kanseri yayılmışsa yayıldığı organa ait şikayetler de olabilir. Örneğin akciğerle göğüs kafesi arasında sıvı toplanmasına neden olarak nefes darlığı yapabilir, kalbe baskı yaparak kalp yetmezliğine, ritim bozukluklarına neden olabilir. Bölgedeki lenf düğümlerine yayılarak oradan geçen sinirlere baskı yapabilir, göz kapağında düşme, o taraftaki gözün içe kaçması gibi bulgulara neden olabilir. Akciğerin üst kısımlarında gelişen tümör buraya yakın geçen kol sinirlerine baskı yaparak kolda hissizliğe, kuvvet kaybına yol açabilir. Özellikle küçük hücreli kanserler çabuk yayılarak beyin metastazı yapabilir ve buna ait baş ağrısı, havale nöbetleri gibi semptomlara neden olabilirler.
Bazen bu hastalarda “paraneoplastik sendrom” denilen ve tümörün kendisi veya metastazları ile ilintisi olmayan semptomlara rastlanır. Bunlar hiperkalsemi (kanda kalsiyum fazlalığı), kanda aşırı pıhtılaşmaya eğilim, parmak uçlarında çomaklaşma gibi bulgular olabilir. Bazı tip akciğer kanserlerinin salgıladığı hormon benzeri maddeler bunlara neden olabilirken bir kısmının da nedeni bilinmemektedir.
     
     
    Tanı
     
    Tanıdan şüphelenildiğinde ilk olarak akciğer filmi çekilir. Tümörlerin çoğu filmde görünür ama küçük çaplı olanlar atlanabilir. Daha sonra akciğer tomografisi yapılarak odak daha detaylı incelenir. Helikal veya spiral CT veya PET scan gibi teknikler küçük çaplı tümörlerin tanı almasında yardımcıdır. Kesin tanı biopsi ile konur. Bu bronkoskopi ile alınabileceği gibi CT yardımı altında o bölgeye sokulan bir iğne aracılığı ile de yapılabilir. Bazen göğüs açılarak bölgesel olarak büyümüş lenf düğümlerinden örnek alınarak tümörün buraya yayılıp yayılmadığına bakılabilir. Tümör olduğu kesinleşen hastalara tümörün yayılımını incelemek için çeşitli kan testleri ve radyolojik incelemeler yapılır (kemik tarama testleri, karın ultrasonografisi, beyin tomografisi gibi).
     
     
    Tedavi
     
    Tedavide cerrahi, kemoterapi ve radyasyon tedavisi ya da bunların kombinasyonları kullanılabilir. Hangi tip tedaviye karar verileceği tümörün tipine, büyüklüğüne ve yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır. Non-small cell akciğer kanserlerinin yaklaşık %40-80’inde Epidermal Growth Factor Receptor genine yüksek düzeyde rastlanır. Bu kötü prognoz belirtisi olmakla beraber son zamanlarda bu genin etkisini baskılayacak hedef tedaviler geliştirilmiştir, rutin kemoterapiye cevap vermeyen hastalara bu tip hedefe yönelik kemoterapi ilaçları kullanılabilir.
     
    Eğer kanser akciğer dışına yayıldı ise, nefes borusuna çok yakın ise veya hastanın genel durumu kötü ise ameliyat yapılamayabilir. Küçük hücreli (small cell) tümörler de erken dönemde yakalansalar bile çok agresif olduklarından kemoterapi ve radyoterapi gerektirirler. Zira bu tip tümör cerrahi yapılsa da ilerleme eğilimindedir. Cerrahide çıkarılacak alanın büyüklüğüne cerrah karar verir. Bazen küçük bir alanın çıkarılması yeterli iken bazen tüm bir akciğer lobu çıkarılır.
     
    İleri yayılımı olan küçük hücreli tümörlü hastalara bile genellikle kemoterapi önerilir çünkü tedavisiz bu hastaların ortalama yaşam süresi sadece 6-12 haftadır. Non-small cell tipi kanseri olan hastalara da yaşam süresini uzatmak için ve semptomları azaltmak için kemotarapi verilebilir, tedavi ile yaşam süresi ortalama 9 aya kadar çıkarılır. Tedavi olup kanseri kaybolan hastalarda kanserin geri dönme riski en fazla ilk 2 yıldadır. Tedavi sonrası sigara içmeye devam eden hastalarda ikinci akciğer kanseri riski yüksektir.
     
     
    Prognoz
     
    Akciğer kanserinin prognozu kötüdür. İlerlemiş non-small cell kanseri olan hastalar tedavisiz ortalama 6 ay yaşarlar. Small cell tipi kanseri olan veya ilerlemiş non-small cell kanseri olan hastalarda 5 yıllık yaşam şansı %1’den daha azdır. Erken tanı almış non-small cell kanserli hastalarda 5 yıllık yaşam şansı ise %60-70 arasındadır.
     
     
    Tarama Testleri
     
    Tarama testleri hastalığın gelişimi için risk altında olan ama henüz hastalık belirtisi göstermeyen grupta yapılır. Burada amaç, tahmin edilebileceği gibi, hastalığın tedavi edilebilir erken dönemlerinde tanınmasıdır.
Halen sigara içen veya geçmişte yılda en az 30 paket sigara içme öyküsü olanlara 55 yaşından başlayarak akciğer kanseri yönünden tarama testleri önerilir. Düşük doz komputerize tomografi (LDCT) tekniği tercih edilen yöntem olup 79 yaşa kadar yıllık uygulama tavsiye edilir. Akciğer filmi tek başına tarama testi olarak yeterli değildir. Daha genç yaştaki kişilerde eğer yıllık en az 20 paket sigara içme öyküsü varsa ayrıca bilinen başka bir risk faktörü varsa (deri kanseri hariç herhangi bir başka kanser öyküsü) tarama daha erken yaşlarda başlayabilir.
     
     
    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. TANI VEYA TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAMAZ. YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDAN ŞÜPHE EDİLDİĞİNDE DERHAL BİR DOKTORA BAŞVURULMALIDIR.

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam