Prostat Kanseri

14-03-2013 | Kategori: Üroloji / Kanser

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Prostat kanseri dünyada en sık görülen kanser tiplerinden olup erkeklerde kanserden ölümlerden ikinci sırada yer almaktadır. Bir erkeğin yaşamı boyunca prostat kanseri tanısı alma ihtimali %16 civarındadır. Prostat kanseri için risk faktörleri arasında ileri yaş (ortalama tanı yaşı %67-72dir), ailede prostat kanseri öyküsünün olması(birinci derece yakınında prostat kanseri öyküsünün olması riski iki kat artırır) ve siyahi ırktan olmak sayılabilir. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Prostat kanseri dünyada en sık görülen kanser tiplerinden olup erkeklerde kanserden ölümlerden ikinci sırada yer almaktadır. Bir erkeğin yaşamı boyunca prostat kanseri tanısı alma ihtimali %16 civarındadır. Prostat kanseri için risk faktörleri arasında ileri yaş (ortalama tanı yaşı %67-72dir), ailede prostat kanseri öyküsünün olması(birinci derece yakınında prostat kanseri öyküsünün olması riski iki kat artırır) ve siyahi ırktan olmak sayılabilir.

    Prostat kanseri tanısı almış kişilerinin çoğunun ölümü diğer nedenler yüzündendir. Bazı hastalar metastaz yapmış prostat kanseri tanısı aldıktan sonra da uzun yıllar yaşarlar. Prostat kanserinden 10 yıl içinde ölüm riski, %8 ila %26 arasındadır.

    Prostat kanserlerinin çoğu tarama testleri sonucu fark edilirler. Tarama testleri elle rektal muayene veya PSA (serum prostat spesifik antijen) kan testi ile yapılabilir. Rektal muayenede ele gelen prostat kanserlerinin çoğu ileri evrededirler. PSA, prostat bezini döşeyen hücreler tarafından yapılan bir enzimdir. Yüksek PSA düzeyleri prostat kanseri ile korelasyon göstermekle birlikte, prostat enfeksiyonu, prostatta iyi huylu büyüme, iritasyon, travma, ejekülasyon, idrar yollarına yapılan cerrahi girişim gibi durumlarda da artabilir. Ayrıca bazı prostat kanserlerinde PSA normal sınırlarda kalabilir. Tarama testlerinin nedeni tümörün daha semptom vermediği erken dönemde tanınması ve yaşamı uzatmaktır. Ancak tüm erkeklerin bu amaçla PSA ile taranmasının olası yararları tartışmalıdır zira PSA taraması ile fark edilmiş kanserlerin büyük bir kısmı aslında ömür boyu semptomsuz kalmakta ve kişiye zarar vermemektedir. PSA ile tanı almış prostat kanserlerinin yaklaşık %23 ila 42’sinin “aşırı tanı-overdiagnose” olduğu düşünülmektedir. Bu hastaları gereksiz tedavilere maruz bırakarak zarar verme riski vardır. Yakın zamanlarda yapılan biri Avrupa biri Amerika kaynaklı iki bilimsel çalışma PSA ile tanı almış erken prostat kanserli hastaların doğal seyrini araştırmışlardır. Bu çalışmalarda hastaların bir kısmı PSA tarama testleri ile takip edilmiş, kontrol grubunu oluşturanlara ise bu testler uygulanmamıştır. Avrupa çalışmasının sonucunda PSA ile tarama testlerinin prostat kanserinden ölüm riskini bir miktar düşürdüğü gözlenmiştir (9 yıl içinde prostat kanserinden 1 kişinin ölümünü önlemek için 48 kişinin fazladan prostat kanseri tedavisi olması gerekmiştir). Amerikan çalışması ise 7-10 yıllık takiplerde bu tarama testinin prostat kanserinden ölümleri azalttığına dair anlamlı bir fark bulamadıkları kanaatini bildirmiştir. Ancak bu gözlem süresi yeterli olmayabilir, daha uzun süreli çalışmalarda yaşam süresi üzerine PSA tarama testlerinin daha belirgin bir etkisine rastlanabilir.

    The National Comprehensive Cancer Network (NCCN), erken tanı almış, tümörün cerrahi ile çıkarılabileceği ve yaşam şansı 10 yıl ve üstünde olan tüm prostat kanserli kişilere radikal prostatektomi (RP) (prostatın tamamının çıkarılması operasyonu) önermektedir. Bu grup hastalar ya cerrahi yaklaşımı seçerler ya da yakın takip yöntemini tercih ederler. Yakın takip yöntemi, düşük riskli hastalara (PSA düzeyi 10 ng/ml veya altında olan ve Gleason skoru 6 ya da altında olan hastalar) uygulanır. (Gleason skoru prostat kanserinin doku yapısına bakarak tümörün ne kadar agresif olduğunu hesaplayan bir yöntemdir. Tümörün çeşitli histolojik özellikleri 1-5 arasında puanlandırılır, 5 en agresif formu gösterir). Yakın takip yönteminde hastalar aralıklı olarak PSA testleri, elle rektal muayene ve prostat biopsileri ile izlenirler. Bu hastalara cerrahi müdahale sadece hastanın kliniğinde bir bozulma varsa ya da hastanın isteği üzerine yapılır. Ancak “klinikte bozulma” tanımı çok açık değildir.

    RP sonrası yaşam şansı genelde çok iyidir. Cerrahi girişim sonrası idrar tutamama ve impotans gibi yan etkiler olabilirse de bu komplikasyonların çoğu geçicidir ve bu fonksiyonlar çoğu kişide tekrar yerine gelir. Bu operasyonu geçirmiş hastaların izlenmesinde elle muayene ile birlikte veya tek başına PSA testi kullanılır. Hastaların yaklaşık %35’inde RP’yi takiben 10 yıl içinde PSA’da artış görülür, bu hastaların çoğunda uzun yıllar metastaza rastlanmaz.

    2011 yılında The Scandinavian Prostate Cancer Group Study Number 4(SPCG-4) prostat kanseri tanısı almış ve RP ile tedavi edilmiş hastaların aynı tanıyı almış ve ameliyatsız takip edilmiş hastalarla mukayese edildiği 15 yıllık bir çalışmanın sonuçlarını yayınlamışlardır. Bu çalışmanın sonucuna göre RP, düşük riskli grup dahil, tüm hastalarda prostat kanserine bağlı ölüm oranını azaltmış görünmektedir. Yine bu çalışmanın sonucuna göre kanseri prostat kapsülü dışına taşmış hastalarda prostat kanserinden ölüm riski, taşmamış olanlara oranla 7 kat daha fazladır. Bu nedenle bu hastalara RP’ye ilave olarak lokal veya sistemik diğer tedavi yöntemlerinin uygulanması düşünülmelidir.

    Prostat kanseri heterojen bir hastalık grubudur. Pozitif aile öyküsü önemli bir risk faktörüdür ve prostat kanseri geninin 17q21-22 kromozomunda yer aldığı düşünülmektedir. Yakın zamanda H0XB13 G84E genindeki mutasyonun erken ortaya çıkan ve kalıtımsal prostat kanseri ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Prostat kanserli dokularda PCA3 adlı gene de sıklıkla rastlanmaktadır. Bunların yanı sıra TMPRSS2-ERG geninin de prostat kanserinde rol oynadığı düşünülmektedir. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişimlerin örneğin DNA sekanslama çalışmalarının prostat kanseri riski taşıyan hastaların tanımlanmasında kullanılması olasıdır.

    Prostat kanser taraması yapılmadan önce tüm erkeklerin böyle bir testin yarar ve olası zararları konusunda aydınlatılmaları gereklidir ve bu konudaki karar kişinin kendisine ve doktoruna bırakılmalıdır.

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam