Menapoz Sonrası Gelişen Osteoporoz (Kemik Erimesi)

27-01-2017 | Kategori: Kadın ve Doğum Hastalıkları / Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon / Endokrin ve Metabolik Hastalıklar / Koruyucu Sağlık

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Kemik dansitesinin %70-80’i genetik faktörlere bağlı olarak gelişir. Ancak beslenme, hormonal değişiklikler gibi genetik dışı faktörler de kemik gelişimine katkıda bulunur.  Kemik yoğunluğu pikine erken 20’li yaşlarda ulaşır. Pike ulaştıktan sonra kemikte remodeling denilen yapım ve yıkımın birada olduğu dönem başlar. Bu dönemde bir taraftan eski kemik hücreleri yıkılırken diğer taraftan yeni kemik dokusu yapılır ve kemik sürekli yenilenir. Bu işlem kemik yapısını uzun yıllar dengede tutar. Kadınlarda menapoz dönemi ile başlayan hormonal değişiklikler kemik yıkımını hızlandırır, kemikte yoğunluk kaybına neden olur. Menapoza girmek üzere olan bir kadının son adetini görmesinden önceki 3-5 yıl, kemik yıkımının en hızlı olduğu zamandır. Son adetten 3-5 yıl sonra ise yıkım yavaşlar. Menapoza geçiş döneminde kemik yoğunluğundaki azalma yılda yaklaşık %1’dir. Yaşa bağlı kemik yoğunluğu kaybı ise daha çok 60lı yaşlarda başlar v . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Kemik dansitesinin %70-80’i genetik faktörlere bağlı olarak gelişir. Ancak beslenme, hormonal değişiklikler gibi genetik dışı faktörler de kemik gelişimine katkıda bulunur.  Kemik yoğunluğu pikine erken 20’li yaşlarda ulaşır. Pike ulaştıktan sonra kemikte remodeling denilen yapım ve yıkımın birada olduğu dönem başlar. Bu dönemde bir taraftan eski kemik hücreleri yıkılırken diğer taraftan yeni kemik dokusu yapılır ve kemik sürekli yenilenir. Bu işlem kemik yapısını uzun yıllar dengede tutar. Kadınlarda menapoz dönemi ile başlayan hormonal değişiklikler kemik yıkımını hızlandırır, kemikte yoğunluk kaybına neden olur. Menapoza girmek üzere olan bir kadının son adetini görmesinden önceki 3-5 yıl, kemik yıkımının en hızlı olduğu zamandır. Son adetten 3-5 yıl sonra ise yıkım yavaşlar. Menapoza geçiş döneminde kemik yoğunluğundaki azalma yılda yaklaşık %1’dir. Yaşa bağlı kemik yoğunluğu kaybı ise daha çok 60lı yaşlarda başlar ve menapozdakinden daha yavaş ilerler, kayıp yılda yaklaşık %0.5 civarındadır.
     
    Osteoporoza bağlı kemik kırıklarının çoğu düşme sonrası gelişir,  tüm kırıklar arasında en tehlikeli olanı kalça kırıklarıdır. Daha önceden yardımsız yürüyebilen kişilerin yaklaşık yarısı kalça kırığından sonra yardımsız yürüyemez hale gelirler. Kırığı takip eden 2 yıl içinde ölüm riski kadınlarda %12-20 artarken erkeklerde bu risk 2 kat daha fazladır.
     
    Beslenme, Vitamin D, egzersiz, sigara, bazı hastalıklar (kronik böbrek hastalığı, multiple myelom gibi) ve ilaçlar (kortikosteroidler, bazı mide ilaçları, aşırı A vitamini almak gibi) kemik dansite kaybını ve kırık riskini etkiler.
     
    Kemik sağlığı için en önemli faktörlerden biri yeterli kalsiyum alımıdır. 50 yaş ve üstündeki kadınlarda önerilen günlük kalsiyum miktarı 1200 mg civarındadır. Erişkinlerde diyetle alınan ortalama kalsiyum miktarı 600 mg civarındadır, ihtiyacın geri kalanını dışarıdan alınan kalsiyum ile tamamlamak gerekir.
     
    Kalsiyum tabletleri genellikle yemekle birlikte alındıklarında daha iyi emilirler. Günlük 600 mg’dan daha fazla kalsiyumu tablet olarak alması gereken kişilerin bu dozu günde birkaç ayrı doza bölerek almaları önerilir çünkü 600 mg’dan fazla dozun bir anda alınması emilimi azaltır. Başka sağlık problemi olmayan kişilerde dışarıdan alınan kalsiyum desteğinin 1000 mg’ı geçmesine gerek yoktur.
     
    Osteoporozu önlemek için gerek çocukların gerekse erişkinlerin yeterli  D vitamini almaları gereklidir. Gıdalarda yeterli D vitamini bulunmaz. Güneş ışığı ciltte D vitamini yapılmasını sağlar.  Ancak ülkemizin de dahil olduğu birçok ülkede yaygın Vitamin D yetmezliği gözlenmektedir. 51-70 yaşları arasındaki erişkinlerde günlük 400 IU, 70 yaşından daha büyüklere ise günde 600 IU Vitamin D almaları önerilir. Ancak yeni çalışmalar bu dozların yetersiz olduğunu,  50 yaşın üstündeki kişilerin 800-1000 IU Vitamin D almaları gerektiğini göstermektedir. D Vitamini kemik sağlığı kadar kas gücünü artırmada ve vücut dengesinin sağlanmasında da önemlidir.
     
    Düzenli egzersiz kemik dansitesini artırır, kırık riskini önler. Osteoporozu önlemek için en yararlı egzersizler yürüyüş, jogging, merdiven çıkma, dans ve tenistir. Günlük 30-40 dakikalık yürüyüşler ve özellikle sırt kaslarını güçlendirici egzersizler çok yararlıdır. Ağırlıkla yapılan egzersizler de yararlı olur ancak ciddi osteoporozu olan kişilerde öne doğru esneme egzersizleri, ağır kaldırma, yana doğru esnemeyi gerektiren hareketler omurga üstüne yük bindirerek kırıklara neden olabilirler. Bu nedenle osteoporozu olan kişilerin kendilerine en uygun egzersizi bulmak için başlangıçta bir fizik tedavi uzmanı ile görüşmeleri yararlı olur.
     
    Bazı çalışmalarda kafein alımı yüksek kişilerde kemik kırığı riskinin arttığı gözlenmiştir. Bu nedenle osteoporoz riski olan kişilerde çay ve kahve gibi kafein içeren içecek miktarı günde 1-2 bardak ile kısıtlanmalıdır (250-350 cc).
     
    Sigara içiminin de kemik kırıklarını arttırdığı gösterilmiştir. Bu nedenle özellikle osteoporoza bağlı kemik kırığı riski olan kişilerin sigara kullanmaması önerilir.

Menapoz sonrası kadınlarda osteoporoz için genel risk faktörleri şu şeklide sıralanabilir.

    50 yaş sonrası önemli bir travma olmaksızın kemik kırığı öyküsü
    Düşük vücut ağırlığı (kilonun 57.6 kg’nun altında olması)
    Ailede osteoporoz öyküsü
    Sigara ve günde 3 ya da üstü alkollü içecek kullanımı
    Erken yaşta menapoza girmiş olmak.
     
    65 yaş üstündeki tüm kadınların ve 70 yaşın üstündeki erkeklerin osteoporoz riski açısından kemik dansite ölçümleri yapılmalıdır. Osteoporoz açısından riski yüksek olduğu düşünülen daha genç kadınlarda da kemik dansitesi ölçülebilir. Bu testle kemikte ne kadar kalsiyum ve mineral olduğuna bakılır. Kemik dansitesi en sık ve en güvenilir olarak DEXA tarama yöntemi ile ölçülür (DXA olarak da bilinir, Dual Energy X-ray Absorptiometer). Bu yöntemde düşük doz radyasyon kullanılır, ağrısız bir yöntemdir. DEXA genellikle 2 farklı tipte yapılabilir. Santral DEXA’da ölçüm yapılacak kişi muayene masasının üzerine yatar, genellikle kıyafetlerini çıkarması gerekmez, DEXA aleti belin alt kısımları ve kalça üzerinden geçerek ölçüm yapar. Kırık riskini en iyi bu yöntem gösterir. Periferal DEXA yönteminde ise el bileği, parmaklar, bacak ve topuktan ölçüm yapılır. Sonuçlar genellikle T-skoru ve Z-skoru olarak bildirilir. T-skoru ölçüm yapılan kişinin kemik dansitesini genç sağlıklı kadınlarla kıyaslar. Z-skoru ise aynı yaştaki, ırktaki, cinsiyetteki diğer kişilerle kıyaslar. T skoru -1.0 veya üstünde ise normal kabul edilir. Her 2’sinde de negatif skor, kemiklerde incelme olduğunu gösterir, rakam ne kadar negatifse kırık riski o kadar fazladır.
     
    Kişinin 10 yıl içinde osteoporoza bağlı kırık ve kalça kırığı olması riskini hesaplamak üzere Dünya Sağlık Örgütü (WHO) FRAX denilen (Fracture Risk Algorithm) bir program geliştirilmiştir. Yeni tip DXA makineleri de FRAX skorunu hesaplamaktadırlar. FRAX skoru özellikle Amerikan toplumuna göre geliştirilmiş olup bu toplumun özelliklerini yansıtır. Bu nedenle osteoporozu olan bir kişide tedaviye başlanıp başlanmayacağı kişi bazında ve bu işin uzmanı olan bir doktor tarafından kararlaştırılmalıdır.
     
    Kemik dansitesi belirli değerlerin altında çıkan ve doktor tarafından tedavisi uygun görülen hastalara çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Omurlarda ciddi bir travma olmaksızın gelişmiş kırık, kemik dansite testi ile tanı konmuş olmasa bile osteoporoz lehinedir ve tedavisi gerekir.  Omurlarda tek bir kırık olması bile daha sonraki omur kırığı riskini 5 kat, kalça ve diğer kırıkların riskini 2-3 kat artırır.
     
    Osteoporoz tedavisinde Alendronate, Risedronate, Zoledronic acid veya Denosumab içeren ilaçlar ilk tercih edilen grubu oluştururlar. Hasta için en uygun ilaç hastanın tüm sağlık profili ve olası yan etkileri göz önünde tutularak doktor kontrolünde verilir. Bu tedaviler başlandıktan 3-5 yıl sonra hasta yeniden değerlendirilir, doktor tedavinin devamına veya kesilmesine karar verebilir.


     
     
    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. TANI VEYA TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAMAZ.  YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDAN ŞÜPHE EDİLDİĞİNDE DERHAL BİR DOKTORA BAŞVURULMALIDIR.

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam