Alzheimer Hastalığı

17-06-2016 | Kategori: Nöroloji

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Demans, beyindeki sinir hücrelerinin normal fonksiyonlarında bozulma veya bu hücrelerin ölmesi halinde ortaya çıkan bulguları anlatan genel bir tanımdır. Alzheimer, kişinin hafıza ve düşünme yeteneğini yavaş yavaş ortadan kaldıran, ilerleyici, geriye dönüşü olmayan, sonuçta ölüme götüren bir beyin hastalığıdır. Yaşlılarda demansın en sık rastlanılan nedenidir. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Demans, beyindeki sinir hücrelerinin normal fonksiyonlarında bozulma veya bu hücrelerin ölmesi halinde ortaya çıkan bulguları anlatan genel bir tanımdır. Alzheimer, kişinin hafıza ve düşünme yeteneğini yavaş yavaş ortadan kaldıran, ilerleyici, geriye dönüşü olmayan, sonuçta ölüme götüren bir beyin hastalığıdır. Yaşlılarda demansın en sık rastlanılan nedenidir. Ömür boyu Alzheimer hastalığına yakalanma riski kadınlarda 5’de 1, erkeklerde ise 10’da 1’dir.
     
    İlk kez yüz yıl önce tanımlanmıştır. Dünyada 35 milyon kişide Alzheimer hastalığı bulunmaktadır. Hastaların çoğunda ilk bulgular 60 yaşından sonra ortaya çıkar, ancak hastalığın bulgular ortaya çıkmadan yıllar öncesinde başladığı düşünülmektedir. Hastalığın riski 65 yaşından sonraki her 5 yılda bir iki katına çıkar.
     
    Alzheimer hastalığının nedeni hastaların çoğunda bilinmezken bazı kişiler için genetik geçiş gösteren ailevi formlar tanımlanmıştır. Pek çok hastalıkta olduğu gibi Alzheimer’ın da birden çok faktöre bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir. Ailesel geçiş gösteren Alzheimer hastalığı tüm olguların yaklaşık %1’ini oluşturur ve üç ayrı genetik mutasyona bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu genlerden herhangi birini taşıyan kişide Alzheimer hastalığı gelişir ve bunların çoğunluğu 65 yaşından önce görülür.
     
    Sağlıklı bir beyinde yaklaşık 100 milyar nöron bulunur. Bunların birbirleri ile ilişkilerini sağlayan uzantıları vardır. Alzheimer hastalığında nöronların dış kısmında, anormal protein birikimleri olan ß-amyloid peptid-Aß amiloid plaklarına rastlanır. Bu plaklar, nöronların birbirleri ile olan iletişimini bozarlar. Hastalıkta ayrıca nöronların içinde birbirine dolanmış sinir lifleri olan "protein tau" görülür. Bunlar da nöron için gerekli besin maddelerinin hücre içine girişine engel olurlar. Beyindeki sinir hücreleri birbirleri ile olan normal ilişkilerini kaybetmeye başlar ve bir süre sonra ölürler. Ölen beyin hücresi sayısı arttıkça beyinin o bölgesi küçülür ve büzülür. Hastalığın son safhasında tüm beyin küçülür.
     
    Alzheimer hastalığında görülen Aß peptidleri metabolizmanın doğal ürünleridir. Erken yaşlarda görülen ve aynı ailenin birden çok bireyini etkileyen ailesel Alzheimer Hastalığında bu proteinin aşırı yapımı söz konusu iken, geç yaşlarda başlayan ve ailesel olmayan tipte Aß proteininin beyinden temizlenmesinde problem olduğu düşünülmektedir. Her iki tipte de bu proteinin beyinde aşırı birikimi söz konusudur. Ancak özellikle ileri yaşlardaki Alzheimerlı bazı hastalarda amiloid birikiminin aşırı olmamasına rağmen beyinde belirgin küçülme gözlenmiştir, bu nedenle yaşlanma ile başka bir takım mekanizmaların da hastalıkta etkili olabileceği düşünülmektedir.
     
    Alzheimer hastalığının klinik bulguları:
    • Günlük yaşamı etkileyen hafıza bozuklukları (en erken bulgular arasında kişi isimlerini, yakın geçmişte olan olayları hatırlama güçlüğü sayılabilir),
    • Basit problemleri- sorunları çözmede ve doğru karar vermede güçlük,
    • Kişilikte değişim, olaylar karşısında ifadesizlik (erken dönemde gelişir ve hastalık boyunca devam eder),
    • Yer ve zamanla ilgili kafa karışıklığı,
    • Yemek yeme, tuvalete gitme gibi günlük aktivitelerin yerine getirilmesinde güçlük,
    • Görülen objelerin algılanmasında ve objelerin bulundukları ortam ile olan ilişkilerinin değerlendirilmesinde zorlanmalar, eşyaları yanlış yerlere koyma ve daha sonra bulamama,
    • Konuşurken veya yazarken kelime bulmada güçlük, kelimelerin anlamlarını anlamada güçlük,
    • İş ve sosyal aktivitelerden uzaklaşma, içe dönme, uzun konuşmaları takip etme güçlüğü,
    • Dokunulmaya, yüksek sese ve ses tonuna aşırı duyarlılık,
    • Hastalığın ileri safhalarında ajitasyon, saldırganlık, psikolojik bozukluklar görülür.
     
    İlerlemiş Alzheimer hastalığında kişi günlük hayattaki yemek yeme, banyo yapma gibi basit işlemleri dahi yerine getiremez olur. Hastalığın son dönemlerinde çevre ile ilişki kurma yeteneği kaybolur, kişi yakın çevresindekileri dahi tanımamaya başlar, yatağa bağımlı hale gelir ve 24 saat bakım gerektirir. Hastalık herkeste farklı hızda seyreder. Alzheimer tanısı almış bir kişi yaklaşık 4-8 yıl içinde ölür, ancak tanı sonrası 20 yıl yaşayan hastalar da bildirilmiştir.
     
    Alzheimer hastalığı için risk faktörleri:
    • Yaş: 65 yaş ve üstü
    • Aile öyküsü: Anne, baba veya kardeşinde Alzheimer hastalığı olan kişilerde bu hastalığın görülme riski daha fazladır.
    • Apolipoprotein E-Ɛ4(APOE-Ɛ4) : Apolipoprotein E geni kanda kolesterolü taşıyan proteini yapar. Bu genin Ɛ2,Ɛ3,Ɛ4 olmak üzere 3 formu vardır. Bunlarda Ɛ4 formunu taşıyanların Alzheimer riski daha fazladır. Ancak Alzheimer geni taşıyan kişilerdeki gibi Alzheimer hastalığına yakalanma riski APOE-Ɛ4 taşıyan kişilerde %100 değildir, sadece riskte artış söz konusudur.
    • Kardiovasküler Hastalıklar: Kardiovasküler hastalık riskini artıran sedenter hayat tarzı, yüksek kolesterol, diabet, sigara alışkanlığı ve obesitenin, demans riskini de artırdığı düşünülmektedir.
    • Kafa Travması: Hafif kafa travmalarının demans riskini arttırdığı gösterilememişse de en az 30 dakika hafıza kaybına veya kendinden geçmeye neden olan kafa travmalarında Alzheimer dahil, demans riskinin arttığı düşünülmektedir.
     
    Tanı
    Hastalığın demans yapan diğer nedenlerden ayırt edilmesi önemlidir. Bunun için öncelikle, psikiyatrik bozuklukları da içeren detaylı aile öyküsü alınır. İdeal olarak bu esnada hasta dışında yakın aile bireyleri de hastaya eşlik etmelidirler. Nörolojik muayeneyi de içeren bir fizik muayeneden sonra hastanın doktoru bazı psikoloji ve hafıza testleri isteyebilir. Bazen kan testlerinin yapılması ve beyin tomografisinin veya MR’ının çekilmesi gerekir. Bunlarla altta olabilecek beyin tümörü gibi nedenler varsa ortaya çıkarılır.
     
    Alzheimer tanı kriterleri 2011 yılında bazı değişikliklere uğramıştır. Yeni kriterlerde başlıca iki ana değişiklik yapılmıştır. Bunlardan bir tanesi Alzheimer hastalığını üç ana evreye ayırmaktır. Eski kriterlerde hafıza bozukluğunun ileri aşamada olması tanı için gerekli iken yeni kriterlerde hafıza bozukluğunun tanıdan yıllar önce hafif hafif başlayabileceği ve bu süreçte kişi günlük aktivitelerini yerine getirmeye devam etse de Alzheimer tanısı alabileceği söylenmektedir.
     
    2011 kriterlerinde yenilik olarak getirilen bir başka nokta da Alzheimer hastalığının tanısında kullanılabilecek tanısal laboratuvar bulgularıdır. Beyin omurilik sıvısında veya kanda artmış ß-amyloid protein seviyesinin bu amaçla kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalar sürmektedir.
     
    Yeni kriterlerde Alzheimer hastalığı, klinik bulguların olmadığı erken dönem, hafif hafıza bozukluğunun başladığı MCI (mild cognitive impairment) dönem ve demansın geliştiği ileri dönem olarak üçe ayırılmaktadır.
    Pre-klinik dönem: Alzheimer hastalığının klinik bulguların ortaya çıkmasından 20 yıl önce başladığı düşünülmektedir. Günümüzdeki modern teknolojik yöntemlerle hastalığın daha bulguların başlamadığı klinik öncesi-preklinik dönemde tanımlanabileceği öne sürülmüştür.
    MCI dönemi: Bu dönemde kişinin düşünce yeteneğinde kişinin kendisi ve yakın çevresi tarafından fark edilebilecek bozukluklar vardır ancak kişi günlük yaşamını devam ettirmekte zorlanmaz. 65 yaş üstü kişilerin yaklaşık %10-20’sinde MCI olduğu, bunların da yaklaşık yarısında 3-4 yıl içinde demans geliştiği düşünülmektedir. Yeni tanı kriterleri MCI dönemindeki kişileri inceleyerek çeşitli laboratuvar testlerinin tanıdaki yerini belirlemeyi ve bunları erken tanıda kullanmayı amaçlamaktadır. Bu konuda çalışmalar devam etmekte olup kesin tanıyı gösteren biomedikal testler henüz geliştirilmiş değildir. Bu testler tamamlandıktan sonra hem erken tanı için hem de tedaviye yanıtın takibi için kullanılacaklardır.
     
    Tedavi
    Alzheimer hastalığını tedavi edecek veya yavaşlatacak bir ilaç yoktur. Bazı ilaçlar geçici olarak semptomları düzeltebilirler. İyileşme şansı olmamakla beraber tıbbi tedavinin Alzheimer’lı hastalarda yaşam kalitesini arttırdığı gösterilmiştir.
     
    Alzheimer tanısı almış kişi ile konuşurken dikkatlerini çekmek için göz teması kurulmalı, kişiye adı ile hitap etmelidir. Ses tonuna ve “vücut diline “ dikkat etmek gerekir, yüksek sesle konuşulmamalıdır. Bebek gibi konuşmalar yapılmamalı, kişi orada değilmişçesine hakkında konuşulmamalıdır. Mümkün olduğu kadar karşılıklı konuşmaya teşvik etmelidir. Yavaşça dokunularak yönlendirme yapılabilir, konuşulurken hastanın eli yumuşakça tutulabilir. Sözel olarak ilişki kurmada zorlanıldığı zaman konuşmaya ara verilip kısa yürüyüşler yapılabilir. Hasta olan kişi ajitasyon gösterdiğinde sabırlı olunmalıdır, bunları hastalıktan dolayı yaptığı unutulmamalıdır.
     
    Akdeniz tipi diyet denilen meyve, sebze, balık ve baklagillerden zengin diyetin Alzheimer riskini azalttığı düşünülmektedir. Düzenli fiziksel aktivitenin de hastalığın gidişatını olumlu etkilediğini gösteren bazı çalışmalar bulunmaktadır. Buna göre haftada 1.3 saatlik yoğun egzersiz (aerobik gibi), veya 2.4 saatlik orta yoğunlukta egzersiz (yüzme veya tenis gibi) veya 4 saatlik hafif egzersiz (yürüyüş gibi) Alzheimer gelişme riskini düşürmektedir.
     
    Fare deneylerinde Aß proteini ile aşılamanın hastalık bulgularını azalttığı gözlenmiş bunun üzerine kısıtlı sayıda hasta üzerinde aşı denenmiştir. Ancak bazı hastalarda ensefalit bulgularının gelişmesi üzerine deney durdurulmuştur. Günümüzde daha güvenli aşılama teknikleri geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Alzheimer hastalığı için kullanılan ilaçlar hastalığın bazı bulgularını azaltabilir veya bazı bulgularda geçici düzelme sağlayabilirler. İleride hastalığın gelişimini geciktirecek veya bulguları düzeltecek tedavi yöntemleri üzerine olan çalışmalar sürmektedir.
     
     
    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. TANI VEYA TEDAVİ AMAÇLI KULLANILAMAZ. YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDAN ŞÜPHE EDİLDİĞİNDE DERHAL BİR DOKTORA BAŞVURULMALIDIR.

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam