Çağın hala gizemini koruyan hastalığı Alzheimer’ın kapıları aralanıyor mu?

22-01-2020 | Kategori: Nöroloji

Okuma Listeme Ekle
Favori Listeme Ekle
  • iHealth

    Yakın zamana kadar birinin Alzheimer olduğunu anlamanın tek yolu beyin otopsisiydi. Bu durum Alzheimer’ın habercisi olduğu düşünülen beta amyloid proteininin, beyin görüntüleme sistemleri ve spinal testler ile belirlenmesiyle oldukça hızlı şekilde değişiyor. . . .

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!
    Yakın zamana kadar birinin Alzheimer olduğunu anlamanın tek yolu beyin otopsisiydi. Bu durum Alzheimer’ın habercisi olduğu düşünülen beta amyloid proteininin, beyin görüntüleme sistemleri ve spinal testler ile belirlenmesiyle oldukça hızlı şekilde değişiyor. Ufukta Alzheimer proteini olan “amyloid”i kan testi ile belirlemek mümkün görünüyor ayrıca araştırmacılar tarama testlerinde Tau dedikleri Alzheimer ile ilişkili olduğu düşünülen bir diğer proteini de görmeyi umuyorlar.

    Tüm bu gelişmeler erken evre tanılama için çok iyi olabilir ancak siz henüz bir hafıza kaybı ya da hastalığa ilişkin bir bulgu taşımazken (yani tamamen sağlıklı bir birey iken) bu testi yaptırmak ister misiniz? Testi geliştiren araştırmacıların son dönemde üzerinde çalıştıkları konularından biri de pozitif sonuç alan yani hastalık proteinini taşıdığını öğrenen sağlıklı bireylerin, testi yaptırdıktan sonra bu gerçekle nasıl yüzleştiği ve tabii nasıl baş edebilecekleri. Henüz bu konuda ki çalışmalar oldukça kısıtlı olmakla birlikte dramatik sonuçlarının da olabileceği görülmektedir. Portland, Oregon’da Nörolog Dr. Daniel Gibbs, 68 yaşında bu testi yaptırdığında, hafızasının gerilediğini farkettiğini ve Alzheimer olup olmadığını bilmek istediğini belirtiyor. Çünkü kendisinde gördüğü bulguları hastalarında da gözlemlediğini ifade ediyor. Beyin taraması ve Alzheimer’ın proteini olan beta amyloid için test yaptıran Daniel, basit hafıza problemleri olan onun gibi insanların, kolayca tanı alabileceğini biliyordu. Sonuçta Alzheimer hastalığının
    erken evresinde olduğunu öğrendi. Şimdi geleceği hakkında endişeli. Bunun ölmenin çirkin bir yolu olduğunu söylüyor ve ailesine eğer pnömoni olursa
    tedavi almayı istemediğini belirtti.

    Mayo klinikten nörolog Dr. Ronald Peterson, genellikle hafıza sorunları olmasa bile beyinlerinde amyloid plakları olan insanların Alzheimer sürecine ilerlemesinin daha olası olduğunu belirtiyor. Tabi ki herkeste ilerleyeceği anlamına gelmemekle birlikte Alzheimer’a doğru ilerleyen kişilerde semptom vermesinin yıllar alabileceğini de ekliyor. Dr. Petersen araştırma çalışmaları dışında klinik olarak normal insanlar üzerinde amyloid taraması yapamıyoruz, çünkü insanlara bu durumda ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz diyor. Hafıza problemleri yaşamaya başlayan ya da bir süredir yaşamakta olan insanlar bu sürecin farkında oldukları zamanda doktora başvuruyorlar. Ancak ayırıcı tanı almakta yaş faktörünün önemli bir yanıltıcı faktör olduğunu belirtmeliyiz.

    Tüm dünyada hala belirli bir yaş üzerinde iseniz hafıza kayıplarını normal karşılamanız gerektiği söyleniyor. University of California San Francisco’dan Dr. Rabinovici hafıza, problemleri olan insanların bir şeylerin yanlış gittiğinden rahatsız olduğunu ve doktorlarına bununla ilgili bir yanıt veremediğini görüyor ve çoğunlukla doktorlar, hafıza kayıplarının yaşlanmakla ilgili olup olmadığını söyleyemezler diyor. Birçok kez doktorların hastalarına senin yaşında bu normal, streslisin neden antidepresan denemiyorsun, gibi önerilerde bulunduğunu gözlemlediğini belirtiyor.

    Tanı alma sürecinde göz ardı edilmemesi gereken önemli faktörün doktorun hastası ve ailesi ile test sonucu gelmeden önce pozitif ya da negatif gelirse nasıl hissedeceklerinin sorgulanmasıdır. Ailenin böyle bir tanı ile nasıl başedebileceği hakkında hasta ve ailesine bilgi verilmesi gerekir. Dr. Rabinovici ayırı tanı testini yaptırmadan önce hastaları ve onların aileleri ile görüştüğünü, pozitif sonuç alanların birçoğunun ilk şoku atlattıktan sonra, test yaptırdıkları için pişman olmadıklarını, “tanı alma serüvenini ve belirsizliği bitiriyor” dediklerini iletiyor. Hastaların beyinlerinde yüksek amyloid seviyelerine sahip olduklarını öğrenmeye yönelik tepkilerini ölçmek için resmi bir çalışma yapan University of Pennsylvania’dan bir Alzheimer araştırmacısı olan Dr. Jason Karlawish, bu süreçte çok yıkıcı bir sonuçla karşılaşmadıklarını (intihar girişimi, ölüm gibi) ancak bireyin başetme ve yaşam tarzı konusunda yıkıcı değişikliklerin olabileceğinin de unutulmaması gerektiğini vurguluyor. Hayal etmesi bile güç olan bu süreci, ailenizle oturup evet ben de ileride bu hastalığa yakalanabilirim gerçeği ile düşünmek oldukça zor bir süreçtir. Ancak burada bahsedilmesi gereken gelecek hayatınıza ve planlarınıza dahil
    birtakım önlemler olabilir. Ayırıcı testlerle birlikte bu konuda çalışan ilaç firmaları, yeterince erken tanı alan hastaların, ilaçlı tedaviyle hastalığının ilerlemesinin oldukça yavaşlatılabileceğini iddia etmektedirler. Bu iddialar bir yana burada gözardı edilmemesi gereken tutum “geleceği planlamak”dır. Oldukça zor olan bu süreçle yüzleşmek, isyan etmek ve sonunda kabullenmek… Ya sonra? İş hayatınız, eşiniz, arkadaşlarınız, çocuklarınız… Sonunda aile bireylerini tanımayacağını hatta konuşamayacağını bildiğiniz biriyle yaşamak nasıl bir şey olurdu? Ayırıcı tanı testi yaptırmış bazıları için bu
    sorular oldukça gerçekçi.

    Sigorta şirketlerinin, Alzheimer olmanız durumunda size hayat boyu bakım hizmeti sunmayacağını tahmin etmek zor değil. İşte tam da bu yüzden bazı hasta grupları bu sürecin bilincinde olup, hastalığı ilerlediğinde ne yapılmasını ve nasıl bir bakım alacağını önceden kendinin planlamış olmasını tercih ettiğini belirtiyor. Bu konuda çalışmalar yapan Dr.Karlawish, kimi hastaların işlerinden istifa ettiğini, kimi hastaların evliliklerinde sorun yaşadıklarını, kimi hastaların ise bu süreci bir baş etme mücadelesine çevirip hatta Alzheimer ile ilgili sosyal projelerde öncü olduklarını belirtiyor. Sonuçta şu an için hala geliştirilmekte olan bu testlerin yaygınlaşması mümkün olur mu öngörmek zor ancak testlerin en azından hafıza problemleri yaşayan hasta grubunda, ileri dönem kendisi ve tüm ailesinde yaşanacak
    sorunlara ilişkin çözüm üretme fırsatı sunduğu da aşikâr. Burada kişinin Alzheimer gerçeği ile yüzleşmesi ve hayata bir meydan okuma ve baş etme mücadelesine dönüştürmesinde aldığı sosyal ve psikolojik desteğin önemi yapılan çalışmalarla vurgulanmaktadır. Burada unutulmaması gereken kısım, bu mücadele sürecinin sadece tanı alan bireyi değil, onun tüm çevresini kapsaması gerektiğinin bilincinde olmaktır.

    BURADA YAZILI OLAN SAĞLIK MAKALELERİ SADECE TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİKTİR. YAZIDA BAHSİ GEÇEN TIBBİ DURUMDA HASTA KENDİSİ İÇİN EN UYGUN TEDAVİ YÖNTEMİNİ DOKTORUNA DANIŞARAK KARARLAŞTIRMALIDIR

    Yazının devamını okumak için

    HEMEN ÜCRETSİZ ÜYE OL!

    Okuma Listeme Ekle
    Favori Listeme Ekle
iHealthFile Banner Reklam
iHealthFile Banner Reklam